<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Sevdadan.Net Sevda Dan Sevdadan &#187; Genel Kultur</title>
	<atom:link href="http://www.sevdadan.net/oku/genel-kultur/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.sevdadan.net</link>
	<description>Sevdadan sevda sevgi ask chat sohbet mirc muhabbet program indirme yukleme eglence Ask Biyografi Dergi Din Fikra GenelKultur Haber Konsolosluk Korkunc Olaylar Programlar Sarki Sozleri Siir Sohbet chat Sozler Yemek Tarifleri sitesi</description>
	<lastBuildDate>Fri, 30 Jul 2010 09:27:51 +0000</lastBuildDate>
	<generator>http://wordpress.org/?v=2.9</generator>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
			<item>
		<title>Özgüven ile kendine güven duymak</title>
		<link>http://www.sevdadan.net/ozguven-ile-kendine-guven-duymak.html</link>
		<comments>http://www.sevdadan.net/ozguven-ile-kendine-guven-duymak.html#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 24 Jan 2010 13:28:36 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Genel Kultur]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sevdadan.net/?p=251</guid>
		<description><![CDATA[Özgüven ile kendine güven duymak aynı şey değildir. Özgüven özümüze
duyduğumuz güvendir. İç dünyamızı tanıyarak, kendimizi tanıyarak
kazandığımız özgüven, içinde özsaygıyı, öz-değeri, öz-farkındalığı, öz-
sevgiyi, öz-sorumluluğu barındırır.
Kenidimize belirli alanlarda, örneğin iş dünyasında duyduğumuz güven,
bir şeyleri iyi yaparak kazandığımız dışsal bir güvendir. Ünvanın,
diplomanın, paranın, başarıların getirdiği güven dışsal güvendir ve
geçicidir. Özgüven herşeyini bir anda yitirsen bile geride kalan
gerçek güvendir. [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Özgüven ile kendine güven duymak aynı şey değildir. Özgüven özümüze<br />
duyduğumuz güvendir. İç dünyamızı tanıyarak, kendimizi tanıyarak<br />
kazandığımız özgüven, içinde özsaygıyı, öz-değeri, öz-farkındalığı, öz-<br />
sevgiyi, öz-sorumluluğu barındırır.</p>
<p>Kenidimize belirli alanlarda, örneğin iş dünyasında duyduğumuz güven,<br />
bir şeyleri iyi yaparak kazandığımız dışsal bir güvendir. Ünvanın,<br />
diplomanın, paranın, başarıların getirdiği güven dışsal güvendir ve<br />
geçicidir. Özgüven herşeyini bir anda yitirsen bile geride kalan<br />
gerçek güvendir. Herşeye sıfırdan başlayabilme gücünün ve inancının ta<br />
kendisidir.</p>
<p>Özgüven ya da özgüvensizlik içimizdedir. Hiç kimse ya da hiç bir şey<br />
bizi özgüvenli ya da özgüvensiz yapamaz. Oysa geçici olarak kendimizi<br />
güvenli, güvende, güvenen bir olarak hissedebiliriz ya da birileri<br />
böyle hissetmemize neden olabilir.</p>
<p>Özgüvenli kişi kendine güvenir. Ama her kendine güvenen kişi özgüvenli<br />
değildir.</p>
<p>Özgüven pastanın keki, kendine güven pastanın kremasıdır. Kremanın<br />
güzel, süslü püslü görünümü, kekin tadı hakkında bize fikir vermez.<br />
Kekin tadını veren, yapımında kullanılan malzemenin kalitesi ve<br />
pişirilme şeklidir.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.sevdadan.net/ozguven-ile-kendine-guven-duymak.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>tulumba</title>
		<link>http://www.sevdadan.net/tulumba.html</link>
		<comments>http://www.sevdadan.net/tulumba.html#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 27 Aug 2009 08:40:28 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Genel Kultur]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sevdadan.net/?p=89</guid>
		<description><![CDATA[Sıvıları alçak yerlerden çekmeye ya da yüksek yerlere çıkarmağa yarayan âlet. Tarla sulamalarda, şehirlerin su ihtiyacını gidermekte evlerde bahçelerde, benzin istasyonlarında işe yarayan faydalı âletlerdendir.
Tulumbaların çeşitleri çoktur. Başlıcaları genel olarak iki şekilde yapılmıştır.
Emme tulumba: Bir emme tulumba aşağıdan yukarıya doğru açılan bir kapakçık ile kapanan bir deliği olan bir pistonun içerisinde hareket ettiği bir tulumba [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Sıvıları alçak yerlerden çekmeye ya da yüksek yerlere çıkarmağa yarayan âlet. Tarla sulamalarda, şehirlerin su ihtiyacını gidermekte evlerde bahçelerde, benzin istasyonlarında işe yarayan faydalı âletlerdendir.</p>
<p>Tulumbaların çeşitleri çoktur. Başlıcaları genel olarak iki şekilde yapılmıştır.</p>
<p>Emme tulumba: Bir emme tulumba aşağıdan yukarıya doğru açılan bir kapakçık ile kapanan bir deliği olan bir pistonun içerisinde hareket ettiği bir tulumba gövdesin den yapılmıştır. Tulumba gövdesi, bir emme borusu vasıtasıyla suyu yükseğe çıkaracak olan bir kuyu ile birleşmiştir.</p>
<p>Tulumba gövdesinden bir kol aracılığı ile yukarı çekilen piston, emme borusundan suyu da yukarı çekmiş olur. Piston, tekrar aşağı doğru bastırıldığında, bu pistonu bir yerinde bulunan kapakçıktan, piston üst bölümüne geçer. Pistonun tekrar yukarı çekilmesi ile de tulumba gövdesinin yukarı bölümünde bulunan tulumba ağzından dışarıya akıtılmış olur. Devamlı piston hareketleri ile kuyularda bulunan sular, istenen yere çıkarılmış olur.</p>
<p>Basma tulumba : Bu tulumba. Bir su haznesi içinde bulunan ve alt tarafı aşağıdan yukarı doğru açılan bir kapakçık ile kapalı bir tulumba gövdesinden yapılmıştır. Tulumba gövdesiyle birleştiği yerde içerden dışarıya doğru açılan bir kapakçık bulunur. Deliksiz bir piston yukarı çıkarken altında boşluk meydana gelir ve açık hava basıncı suyu tulumba gövdesi içine iter. Piston durunca kapakçık ağırlığı yüzünden tekrar düşer. Piston basılınca, çıkış borusundan su dışarı çıkmış olur.</p>
<p>Emme basma tulumbalar da, bu iki şeklin karması olarak yapılmıştır. Pistonun her inme ve çıkmasında devamlı, olarak su akması sağlanmış olur.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.sevdadan.net/tulumba.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Cümle Nedir</title>
		<link>http://www.sevdadan.net/cumle-nedir.html</link>
		<comments>http://www.sevdadan.net/cumle-nedir.html#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 27 Aug 2009 08:36:20 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Genel Kultur]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sevdadan.net/?p=81</guid>
		<description><![CDATA[Bir duyguyu, bir düşünceyi, bir haberi, bir dileği bildiren sözlere cümle denir. Arkadaşımı severim, Sınıfı kapısı açıldı, Ne mutlu Türküm diyene sözleri, ayrı yarı birer cümledir.Cümlelerde, uzunluk ve kısalık, belirli değildir. Bir cümle, uzun da olabilir, kısa da olabilir. Önemli olan, cümlelerde, isteklerimizi tam olarak anlatabilmiş olmamızdır. Cümleye başlarken, ilk kelimenin ili harfi, daima büyük [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Bir duyguyu, bir düşünceyi, bir haberi, bir dileği bildiren sözlere cümle denir. Arkadaşımı severim, Sınıfı kapısı açıldı, Ne mutlu Türküm diyene sözleri, ayrı yarı birer cümledir.Cümlelerde, uzunluk ve kısalık, belirli değildir. Bir cümle, uzun da olabilir, kısa da olabilir. Önemli olan, cümlelerde, isteklerimizi tam olarak anlatabilmiş olmamızdır. Cümleye başlarken, ilk kelimenin ili harfi, daima büyük harflerle yazılır Cümlenin sonuna da nokta konur. Böylece, her cümlenin, bir bütün olduğu belirtilmiş olur.</p>
<p>Cümleler, kelimelerden meydana gelir. Fakat, bir cümle meydana getirmek için, kelimeleri yan yana sıralamak ye ter değildir. Anlatmak istediğimiz her hangi bir düşünce için gerekli kelimeleri bulduktan sonra, bunları cümle içinde aldıkları yerlere göre sonlarına eklemeler yaparak düzenlememiz gerektir.</p>
<p>Bir kelimenin, başlı başına bir anlamı vardır. Bir cümle için gerekli kelimeleri yan yana getirdiğimizde, bunların ayrı ayrı anlamları vardır. Fakat, bu kelimelerin, kendi aralarında bir düzene getirerek, isteklerimizi anlatabilecek duruma gelmeleri için, anlatabilecek ferle değişiklik yapmak gereklidir</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.sevdadan.net/cumle-nedir.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Ecstasy</title>
		<link>http://www.sevdadan.net/ecstasy.html</link>
		<comments>http://www.sevdadan.net/ecstasy.html#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 28 Jun 2009 21:40:33 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Genel Kultur]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://sevdadan.net/?p=6</guid>
		<description><![CDATA[Genel Özellikler: Son yıllarda giderek yaygınlaşan bir maddedir. Özellikle ülkemize girişi çok yenidir. Polis tarafından ecstasy ilk kez 1995 yılı içerisinde yakalanmıştır. Uyarıcı özellikleri olan, tamamen sentetik olan bir maddedir. Ecstasy yapı olarak amfetaminlere benzer. Bilimsel adı 3,4-metilendioksimetamfetamin (MDMA) ya da XTC olarak geçer.
Ecstasy’e benzeyen MDEA ve MDA adı verilen haplar da piyasada bulunmaktadır. Ancak [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Genel Özellikler: Son yıllarda giderek yaygınlaşan bir maddedir. Özellikle ülkemize girişi çok yenidir. Polis tarafından ecstasy ilk kez 1995 yılı içerisinde yakalanmıştır. Uyarıcı özellikleri olan, tamamen sentetik olan bir maddedir. Ecstasy yapı olarak amfetaminlere benzer. Bilimsel adı 3,4-metilendioksimetamfetamin (MDMA) ya da XTC olarak geçer.<br />
Ecstasy’e benzeyen MDEA ve MDA adı verilen haplar da piyasada bulunmaktadır. Ancak bunların hepsi genellikle ecstasy adı altında satılır. MDEA ‘nın kişiyi aktive edici bir etkisi vardır. Ancak XTC’ ye göre etkisi daha kısa sürede geçer. MDA’nın ise halüsinasyon yaratıcı etkisi daha fazladır.<br />
MDMA yapısı itibariyle Metamfetaminin bir türevidir. Etkileri bilinç artımı, artan algılama yetisi, keyfin değişmesi ve hareketlilik kazanma gösterilmektedir. Kullanılması neticesinde;</p>
<p>&#8212;mide bulantısı,<br />
&#8212;şaşkınlık,<br />
&#8212;konsantrasyon bozukluğu,<br />
&#8212;düşünme ve konuşmada zorlanma görülmektedir.</p>
<p>MDMA yüksek bir ruhsal bağımlılık potansiyeline sahiptir.<br />
MDA maddesinin etkisi alınan doza bağlıdır. Düşük dozlar genelde canlanma etkileri yaparken, yüksek dozda alım halüsinasyonlara ve bozuk algılamalara yol açmaktadır. Kullananlarda madde alındıktan sonra artan bir iletişim kurma ihtiyacından bahsedilmektedir. MDA da yanlış doz kullanımında ölümle sonuçlanan vakalar görülmektedir, 300 mg.&#8217;da uzun süreli bitkinlik halleri görülmekte olup, 500 mg.&#8217;da ise ölüm gerçekleşmektedir. 1960&#8242;lı yıllarda A.B.D.&#8217;de MDA tüketimine doğrudan bağlanan ölüm olayları kayda geçmiştir.<br />
Ecstasy’ye karşı tolerans gelişmektedir. Bu nedenle kişi giderek kullandığı madde dozunu artırma gereksinimi duymaktadır. Ecstasy kullanan kişi, kullandığı ortamlarda tekrar bu maddeyi kullanma gereksinimi duymaktadır. Çünkü ecstasy olmadan aynı duyguyu yaşayamamaktadır. Bu durum da bağımlılık belirtisi olarak kabul edilmektedir.<br />
Ecstasy, ülkemizde ve dünyada yeni yeni yaygın olarak kullanılmaya başlanan bir madde olduğundan, beden üstündeki etkileri tam olarak bilinmemektedir. Kimi zaman ecstasy adı verilen başka haplar satılmakta ve kişi bunları kullandığı zaman hem beklediği etkiyi görememekte, hem de bilinmeyen bir kimyasal maddeyi bedenine sokmuş olmaktadır.<br />
Ancak ecstasy alımını takiben ölüm olayı sık olarak görülmektedir. Bu ölümlerin, susuzluktan ve beden ısısının aşırı artmasından kaynaklandığı bildirilmiştir. Kesin nedenler henüz açıklığa kavuşmuş değildir.</p>
<p>Görünüş ve Kullanım: Ecstasy, beyaz, kahverengi, pembe ya da sarı tabletler ya da kapsüller şeklinde bulunur. Tabletlerin üstünde kuş, fil, gülen yüz gibi resimler bulunur. Ex, E, Beyaz Kumrular, Soda, Uçuş, Kanat gibi isimlerle anılır.<br />
Etkiler: Ecstasy, dopamin ve norepinefrin adı verilen maddelerin salınmasına neden olur. Amfetaminlerde etkisini dopamin ve norepinefrin ile gösterir. Ancak ecstasy aynı zamanda serotonin salınımına da yol açar. Serotonin, halüsinojenik maddelerin etkisini göstermesine aracı olan bir maddedir. Bu özellikleri ile ecstasy hem amfetaminlere hem de halüsinojenik maddelere benzer. Bu madde sinir hücresine girdikten sonra serotoninin bol miktarda salınımına neden olur ve serotonin üreten enzimleri engeller.<br />
Ecstasy’nin en önemli etkisi kişiyi aktive etmesi ve bilinç değişikliklerine neden olmasıdır. Bu etkilere alınan doza ve kişinin içinde bulunduğu ruhsal duruma doğrudan bağlıdır. Alındıktan 20 ile 60 dakika içinde etki göstermeye başlar. İlk bir saat içinde en güçlü etkiyi yapar. Dört ile altı saat içinde bu etki sonlanır. Ertesi gün içinde de kimi zaman hafif derecede etkileri gözlenebilir.<br />
Ecstasy, beden ısısını ve kan basıncını artırır. Sıcak, havasız ortamlarda ve çok hareket sonrası beden ısısı ciddi boyutlara ulaşır. Ağızda kuruluk, dişlerde tatsız bir his algılanabilir.<br />
Ecstasy, yönelim ve algı bozukluğu yaratır. Diğer insanlara karşı yakınlık hissi, kendini rahat hissetme, görsel algıda bozulmalara yol açmaktadır. kişi kendini enerjik ve aldırmaz hisseder.</p>
<p>Yoksunluk: Etki geçtikten sonra kişi kendini yorgun ve halsiz hisseder. Baş ağrısı, baş dönmesi gözlenir. Yoksunluk belirtileri nadirdir. Ecstasy kullanımı sonrası depresyon sık olarak gözlenmektedir. Kişide serotonin depolarının bittiği gösterilmiştir. Depresyon buna bağlı olarak gelişmektedir.</p>
<p>Sonuçlar: Beden ısısında artış ve aşırı hareketlilik ciddi sonuçlar doğurabilir. Herhangi bir kalp rahatsızlığı, yüksek tansiyonu ya da zihinsel hastalığı olanların ve epileptik (sara hastalığı) hastaların bu maddeyi kullanması ölümle sonuçlanabilmektedir. Aynı şekilde, astım hastalığı olanlar için de ecstasy çok tehlikelidir.<br />
Ecstasy hapının kullanıldığı ortamların getirdiği ek durumlar, bu maddenin tehlikesini katlayarak arttırmaktadır, nitekim bu uyuşturucunun kullanımı ile birlikte vücuda yapılan sürekli yüklemeler (dans ve seks gibi) asıl tehlikeyi oluşturmaktadır. Normalde, gelişen şartlara göre vücut, mevcut ısısını kendi sisteminde düzenlemektedir. Ancak vücut ısısı, uzun süreli ve yoğun dansın etkisiyle normalden daha da yükselmektedir (42 &#8216; olduğu görülmüştür). Ecstasy sonucu vücut, su içmekle dahi tekrar düzelemeyecek kadar büyük ölçüde su kaybına uğramaktadır. Bunun sonucunda kalp ve yüksek tansiyon sorunları, yüksek ateş ve şok durumları görülmektedir.<br />
Beden ısısının artması iç kanamalara, böbrek üstünde olumsuz etkilere neden olabilir. Bu nedenle sıvı alımı gereklidir. Ancak alkol ya da diğer maddelerin ecstasy ile birlikte kullanımı çok tehlikeli sonuçlar doğurabilir. Ecstasy kullanan kişilerde, ani karaciğer yetmezliği de bildirilmiştir.<br />
Ecstasy kullanımı sonrası koordinasyon bozuklukları gözlenmektedir. Bu nedenle ecstasy alanların, otomobil gibi dikkat gerektiren araçları kullanmamaları önerilmektedir.<br />
Bunun yanı sıra; kalp ritminde bozuklukların ve merkezi krampların görüldüğü olaylar gerçekleşmiştir.<br />
Uzun süre kullanımı sonucu panik ataklar, depresyon, halüsinasyon ve uyku bozukluklarının oluştuğu bildirilmiştir.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.sevdadan.net/ecstasy.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Vecihi Hürkuş</title>
		<link>http://www.sevdadan.net/vecihi-hurkus.html</link>
		<comments>http://www.sevdadan.net/vecihi-hurkus.html#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 29 Jun 2009 07:51:00 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Genel Kultur]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sevdadan.net/?p=16</guid>
		<description><![CDATA[Vecihi Hürkuş Biyografisi
Vecihi Hürkuş, İstanbul, Arnavutköy Akıntıburnu`ndaki yalıda 6 Ocak 1896`da doğdu. Babası İstanbullu bir aileden Gümrük Müfettişi Faham Bey, annesi Zeliha Niyir Hanım`dır. Üç yaşında iken babası ölmüş, çok genç yaşında dul kalan annesi, üç küçük çocukla birlikte kayınbiraderi, Harbiye`de eskrim ve resim hocası olan Şekür Bey`in yanına sığınmıştır. Üç kardeşin ortancası olan Vecihi [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Vecihi Hürkuş Biyografisi</p>
<p>Vecihi Hürkuş, İstanbul, Arnavutköy Akıntıburnu`ndaki yalıda 6 Ocak 1896`da doğdu. Babası İstanbullu bir aileden Gümrük Müfettişi Faham Bey, annesi Zeliha Niyir Hanım`dır. Üç yaşında iken babası ölmüş, çok genç yaşında dul kalan annesi, üç küçük çocukla birlikte kayınbiraderi, Harbiye`de eskrim ve resim hocası olan Şekür Bey`in yanına sığınmıştır. Üç kardeşin ortancası olan Vecihi çok canlı ve hareketli bir çocuktu. İlkokulu Bebek`te okudu. Üsküdar`da Füyuzati Osmaniye Rüştiyesi ve Üsküdar Paşakapısı İdadisi`nden sonra sanata olan ilgisiyle Tophane Sanat Okulu`na geçti. 1912`de Balkan Harbi`ne eniştesi Kurmay Albay Kemal Bey`in yanında gönüllü olarak katıldı. Balkan Harbi sonunda Beykoz Serviburun`daki esir kampına kumandan oldu. I. Dünya Savaşı`na girerken Bağdat cephesine makinist olarak gönderildi. Orada bir uçak kazasında yaralanarak İstanbul`a döndü. Yeşilköy`deki Tayyare Mektebi`ne girerek tayyareci oldu. I. Dünya Savaşı ve Kurtuluş Savaşı`nda tayyareci olarak görev yaptı. Kurtuluş Savaşı içinde Akşehir`de Jandarma Komutanı Ratip Bey`in kızı Hadiye Hanım`la evlendi. Gönül ve Sevim isimli iki kızı oldu. Sonraki yıllarda, İstanbul`da iken sevdiği, ancak Anadolu`ya geçtiği için ailesi tarafından kendisine verilmeyen İhsan Hanım`la evlendi ve Perran isimli bir kızı daha doğdu. Üçüncü kez 1950`de Hadiye Hanım`la yeniden evlendi.<br />
Hayatının sonlarında çok sıkıntı çekti, uçamayacak duruma düşürülen uçaklarının sigorta giderleri ve bunların faizleri de borcuna eklendiğinden, vatana hizmeti dolayısıyla bağlanan çok yetersiz maaşına bile haciz kondu. Ankara`da anılarını yazdığı sıralarda beyin kanamasından komaya giren Vecihi Hürkuş, insanoğlunun Ay`a ayak basmak üzere uçtuğu gün olan 16 Temmuz 1969 tarihinde Gülhane Askeri Tıp Akademisi Hastanesi`nde hayata gözlerini yumdu.</p>
<p>ESERİ</p>
<p>Bir Tayyarecinin Anıları</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.sevdadan.net/vecihi-hurkus.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Bağlaç</title>
		<link>http://www.sevdadan.net/baglac.html</link>
		<comments>http://www.sevdadan.net/baglac.html#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 27 Aug 2009 08:39:07 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Genel Kultur]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sevdadan.net/?p=85</guid>
		<description><![CDATA[Cümle içinde eş vazifeli kelimeleri,ya da anlamca ilgili cümleleri birbirine bağlayan kelimelere bağlaç denir.
Bağlaçların, kendi başına anlamı olmadığı halde, cümle kuruluşlarında işe yararlar.
Dilimizde kullanılan bağlaçlar çoktur. Bunların başlıcaları şunlardır.
İle (-le , -la), ve, de… de, ıem… hem; ya…, ne… ne, ya da, ama, lâkin, fakat, halbuki, çünkü, zira bari hiç olmazsa, ki.
Bunlar, cümle içinde kullanılan [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Cümle içinde eş vazifeli kelimeleri,ya da anlamca ilgili cümleleri birbirine bağlayan kelimelere bağlaç denir.</p>
<p>Bağlaçların, kendi başına anlamı olmadığı halde, cümle kuruluşlarında işe yararlar.</p>
<p>Dilimizde kullanılan bağlaçlar çoktur. Bunların başlıcaları şunlardır.</p>
<p>İle (-le , -la), ve, de… de, ıem… hem; ya…, ne… ne, ya da, ama, lâkin, fakat, halbuki, çünkü, zira bari hiç olmazsa, ki.</p>
<p>Bunlar, cümle içinde kullanılan ve edat soyundan yapılmış bağlaçlardır. Bunlardan başka, fiillerden yapılmış bağlaçlar da vardır ki, bunlara bağ fiiller denir.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.sevdadan.net/baglac.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Sevim Burak Kimdir</title>
		<link>http://www.sevdadan.net/sevim-burak-kimdir.html</link>
		<comments>http://www.sevdadan.net/sevim-burak-kimdir.html#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 29 Jun 2009 07:49:31 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Genel Kultur]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sevdadan.net/?p=10</guid>
		<description><![CDATA[Sevim Burak, (İstanbul, 29 Haziran 1931  İstanbul, 31 Aralık 1983) Alman Lisesinin orta bölümünden sonra çalışmaya başladı. Mankenlik, terzilik yaptı, kendi açtığı giyimevini yönetti. Daha sonra ayrıldığı eşi ressam Ömer Uluçla birlikte bir süre Nijeryada yaşadı. İki kez evlenip ayrıldı, iki çocuk annesiydi. Kalp ameliyatı geçirmek üzere yattığı Haseki Hastanesinde ameliyat edilemeden öldü. Yeni [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Sevim Burak, (İstanbul, 29 Haziran 1931  İstanbul, 31 Aralık 1983) Alman Lisesinin orta bölümünden sonra çalışmaya başladı. Mankenlik, terzilik yaptı, kendi açtığı giyimevini yönetti. Daha sonra ayrıldığı eşi ressam Ömer Uluçla birlikte bir süre Nijeryada yaşadı. İki kez evlenip ayrıldı, iki çocuk annesiydi. Kalp ameliyatı geçirmek üzere yattığı Haseki Hastanesinde ameliyat edilemeden öldü. Yeni İstanbul gazetesinde ilk kez hikâyesi yayımlandı. Daha sonra bazı hikâyeleri Yenilik, Türk Dili dergilerinde, Ulus ve Milliyet gazetelerinde yayımlandı.</p>
<p>ESERLERİ<br />
Hikâye: Yanık Saraylar, İst., Türkiye Basımevi, 1965; Afrika Dansı, Adam Yay., İst., 1982; Palyaço Ruşen, Nisan Yay., İst., 1993.<br />
Oyun: Sahibinin Sesi, Adam Yay., İst., 1982; Everest My Lord (İşte Baş, İşte Gövde, İşte Kanatlar), Adam Yay., İst., 1984.<br />
Anı-Mektup: Mach Idan Mektuplar, Logos Yay., İst., 1990.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.sevdadan.net/sevim-burak-kimdir.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Cinsel Gucu arttirma</title>
		<link>http://www.sevdadan.net/cinsel-gucu-arttirma.html</link>
		<comments>http://www.sevdadan.net/cinsel-gucu-arttirma.html#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 28 Jun 2009 22:50:55 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Genel Kultur]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sevdadan.net/?p=8</guid>
		<description><![CDATA[Bir çok insanın ortak problemi olan cinsel performans ekslikliği bazı bitki ve çeşitli gıdalarla sorun olmaktan çıkmaktadır. Bu yazımda sizinle cinsel performans artırıcı bitkilerden ve gıdalardan söz etmeye çalışacağım.
İşte cinsel perfonmansı arttıran besinler ve bitkiler:
** 30 gram anason, 10 gram sinemaki, 2 kilo suda 20 dakika kaynatılıp, sabah akşam 1 bardak içilir.
** Isırgan tohumu toz [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Bir çok insanın ortak problemi olan cinsel performans ekslikliği bazı bitki ve çeşitli gıdalarla sorun olmaktan çıkmaktadır. Bu yazımda sizinle cinsel performans artırıcı bitkilerden ve gıdalardan söz etmeye çalışacağım.</p>
<p>İşte cinsel perfonmansı arttıran besinler ve bitkiler:</p>
<p>** 30 gram anason, 10 gram sinemaki, 2 kilo suda 20 dakika kaynatılıp, sabah akşam 1 bardak içilir.</p>
<p>** Isırgan tohumu toz haline getirilir. Günde 8-10 gram inek sütüyle birlikte içilir.</p>
<p>** Bir bardak kaynar suda, 4-10 gram maydanoz tohumu 10 dakika bekletilerek günde 2-3 kez içilir.</p>
<p>** Keten tohumu toz haline getirilir, karabiber ile beraber balla macun yapılıp yenir.</p>
<p>** Taze cevizler balla yenir.</p>
<p>** 1 bardak kaynar suya, 2 gram papatya konulur. 10 dakika bekletilip günde 1 bardak aç karna şekerle tatlandırılıp içilir.</p>
<p>** 1 bardak suya 10 gram parçalanmış keçi boynuzu meyvesi konulup 10 dakika kaynatılıp günde 3-5 bardak yemek aralarında içilir.</p>
<p>Kaynak:<br />
Kozmik bilim ışığında şifalı bitkiler kitabı<br />
Prof. Dr. Ahmet Maranki</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.sevdadan.net/cinsel-gucu-arttirma.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Samih Rifat</title>
		<link>http://www.sevdadan.net/samih-rifat.html</link>
		<comments>http://www.sevdadan.net/samih-rifat.html#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 29 Jun 2009 07:50:32 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Genel Kultur]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sevdadan.net/?p=14</guid>
		<description><![CDATA[,1945`te İstanbul`da doğdu, Saint-Benoît Lisesi`ni ve İTÜ Mimarlık Fakültesi`ni bitirdi. Üniversite yıllarından başlayarak çeviriye yöneldi; ilk çevirilerini 80`li yıllarda Yazko Çeviri dergisinde yayımladı. René Char, Jacques Prévert, André Verdet, Jean Follain, Paul Valéry, Kavafis, Le Corbusier gibi ozan/yazar`lardan çeviriler yaptı. Yine üniversite yıllarında fotoğrafçılıkla ilgilendi. 80`li yıllardan başlayarak çeşitli dergilerde, yazdığı yazılara eşlik eden fotoğraflar [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>,1945`te İstanbul`da doğdu, Saint-Benoît Lisesi`ni ve İTÜ Mimarlık Fakültesi`ni bitirdi. Üniversite yıllarından başlayarak çeviriye yöneldi; ilk çevirilerini 80`li yıllarda Yazko Çeviri dergisinde yayımladı. René Char, Jacques Prévert, André Verdet, Jean Follain, Paul Valéry, Kavafis, Le Corbusier gibi ozan/yazar`lardan çeviriler yaptı. Yine üniversite yıllarında fotoğrafçılıkla ilgilendi. 80`li yıllardan başlayarak çeşitli dergilerde, yazdığı yazılara eşlik eden fotoğraflar yayımladı; belgesel filmler çekti. Bugün de çeviri, yazı ve fotoğraf çalışmalarını sürdürüyor.</p>
<p>ESERLERİ</p>
<p>Akla Kara Arası<br />
Herakleitos &#8211; Bir Kapalı Söz Ustasıyla Buluşma Denemesi </p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.sevdadan.net/samih-rifat.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Hece Nedir</title>
		<link>http://www.sevdadan.net/hece-nedir.html</link>
		<comments>http://www.sevdadan.net/hece-nedir.html#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 29 Jun 2009 07:49:59 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Genel Kultur]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sevdadan.net/?p=12</guid>
		<description><![CDATA[Bir kelimenin söylenişinde, zincirlenmiş seslerin kulağa göre ayrılan bölümlerinden her birine verilen ad. Başka bir deyişle, konuşma sırasında, her nefes hamlesinde çıkan sese verilen ad.
Heceler, içlerindeki seslerin sayısına göre çeşitlere ayrılır :
1 &#8211; Tek sesli heceler; böyle hecelerde yalnız bir ses vardır.
2 &#8211; İki sesli heceler; iki ses olan hecelerdir. Bunlar, ya bir sesli ile [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Bir kelimenin söylenişinde, zincirlenmiş seslerin kulağa göre ayrılan bölümlerinden her birine verilen ad. Başka bir deyişle, konuşma sırasında, her nefes hamlesinde çıkan sese verilen ad.</p>
<p>Heceler, içlerindeki seslerin sayısına göre çeşitlere ayrılır :</p>
<p>1 &#8211; Tek sesli heceler; böyle hecelerde yalnız bir ses vardır.</p>
<p>2 &#8211; İki sesli heceler; iki ses olan hecelerdir. Bunlar, ya bir sesli ile bir sessizden, ya da bir sesli ile bir sessizden yapılmışlardır.</p>
<p>3 &#8211; Üç sesli heceler. Bunlar da ya bir sessiz bir sesli, bir sessizden, ya da bir sesli iki sessizden yapılmışlardır.</p>
<p>4 &#8211; Dört sesli heceler. Bunlar bir sessiz bir sesli, iki sessizden meydana gelmiş hecelerdir.</p>
<p>Bunların dışında yabancı dillerden alınan ve bu ayrımlara uymayan heceler de vardır.</p>
<p>Heceler, sesli harfle ya da sessiz harfle bitişlerine göre açık hece, kapalı hece adlarını da alırlar.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.sevdadan.net/hece-nedir.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>
